selam ve dua ile . . .

21/11/2007 - islam okumayı emrediyor...

Kategori: yazilar

 

 

İSLAM OKUMAYI EMREDİYOR

 

 خَلَقَ الَّذِي رَبِّكَ بِاسْمِ اقْرَأْ    خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ  اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ  الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ   عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

Muhterem Müslümanlar!

          İslam bir ilim ve irfan dinidir. Öğrenmeye, öğretmeye, incelemeye ve araştırmaya büyük önem vermiştir. Bilindiği gibi dinimizde ilk emir “Oku” şeklinde gelmiştir. Böylece daha başlangıçta Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiy ile okumak emredilmiş ve insanın bilmediğini öğrenirken istifade ettiği kalemden ve öğretmekten bahsedilmiştir. “Yaratan Rabbinin adıyla Oku! O, insanı “alak” dan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.[1] buyruluyor. Bu ayetler, okumanın ve ilmin dinde ve insan hayatında ne kadar önemli olduğunu, dinin okumaya ve ilme ne kadar önem verdiğini gösteriyor.

Değerli  Mü’minler!

       Yaratan Rabbinin adıyla oku” buyrularak Hz. Peygamberin okuma faaliyetlerine veya herhangi bir işe, başka varlıkların adıyla değil, yaratan rabbin adıyla başlaması ve O’ndan yardım dilemesi emredilmiştir. Hz. Peygamber de çeşitli hadislerinde ilmi ve ilim sahibini övmüş, Müslümanları ilim öğrenmeye, okumaya teşvik etmiştir:

       Yalnız şu iki kimseye gıpta edilir: (Birincisi) Allah’ın kendisine ihsan ettiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse; (ikincisi) Allah’ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına da öğreten kimse(dir).”[2]  Kim ilim tahsil etmek üzere bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.”[3]   İlim tahsil etmek için yola çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır.”[4]

        Bugün okumayışımızın en büyük nedenlerinden biri hayatımızda kitabın yerini kontrolsüz bir biçimde televizyon ve internet gibi iletişim araçlarının almasıdır. Çocuklarımızda ve bizde Televizyon seyretme oranı arttıkça kitap okuma ve ondan zevk alma oranı azalmaktadır[5].

Muhterem Cemaat!

       Bir arıyla insan yavrusunun farkını hiç düşündünüz mü? Yirmi günlük arının çiçek çiçek uçup bal yapmaya başladığını çok görmüşsünüzdür. Bir insan yavrusu ise 1-2  senede ancak ayağa kalkar, konuşmaya başlar. 6-7 yaşında okula gider. Okumayı, yazmayı öğrenir. Liseyi, üniversiteyi bitirinceye kadar hep okur, öğrenir, didinir, çabalar. Çünkü yaşayabilmek için hayatı, insanları öğrenmeye muhtaçtır. Kârını, zararını öğrenmek zorundadır. Ama bir arı yavrusu öyle mi? Onunla bal yapabilmesi için ne okuyup öğrenmeye, ne de üniversite bitirmeye ihtiyacı vardır. Mükemmel olarak gönderilmiştir, yetiştirilmiştir. Daha petekten çıkar çıkmaz işbaşı yapar. Biz değil yirmi gün veya yirmi sene, hayat boyu öğrenmeye muhtacız. Bunun içindir ki, Beşikten mezara kadar öğrenmemiz emredilmiştir. İnsan kabiliyetlerini ancak okuyup öğrenmekle, bilgiyle geliştirir.

          Bilgi ışıktır. Yolumuzu onunla aydınlatırız. Bilgisizlik ise bütün kötülüklerin kaynağıdır. Bilgisiz insan en büyük kötülüğü kendisine yapmış olur. Bilgisiz insan dik duramayan boş çuvaldan farksızdır. Sadi, bilgisizi, Savaş davuluna benzetir. Sesi çok çıkar, ama içi boştur. Güzel düşüncelerle, bilgi yumaklarıyla doldurulamayan zihin kutusunu zararlı ve faydasız kırıntılarla meşgul eder. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır. İbn-i Mes’ud , İnsanın bilmediğini bilmesi de ilimdir, der. Çünkü insan bilmediğini bilirse öğrenmeye yönelir. Öğrenme aşk ve şevkiyle yanıp kavrulmayanlar ise yerlerinde sayarlar. ““Dünyayı isteyen ilme sarılsın. Ahireti isteyen yine ilme sarılsın [6], buyuran Peygamberimiz (sav), bilginin önemini ne kadar güzel anlatır. [7]

Aziz Kardeşlerim!

         Okumak kadar, okuyacağımız şeyleri tespit etmek de önemlidir. Okuduğumuz kitaplar bize neler kazandırıyor? Bilgimize yeni bilgiler ekliyor mu? Davranışlarımızda iyiye yönelme sağlayabiliyor; içimizde huzur, işimizde şevk uyandırıyor mu?

           İnsan Yaratanın harika bir sanat eseridir. İnsanın kendini bilmesi bir yerde Sanatkârını bilmesi demektir. İnsan sormalı:
           “Beni en güzel bir biçimde Yaratan kim? Sayısız nimetlerle besleyip büyüten Kim? Atomdan güneş sistemine  kadar her şeyi hizmetime veren kim?
Bu soruların cevabını bulabilen insan, okumanın, öğrenmenin maksadına ulaşmış demektir. İlimden maksat kendini bilmektir. İlim ne ölçüde kendimizi tanımamıza vesile oluyorsa, o ölçüde faydalıdır. Yunus Emre ne güzel söylemiş:

İlim ilim bilmektir.     
İlim kendin bilmektir,
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okumaktır
?”
[8]                                                   

                                                                             

 

                                                                                                                        Yasin ŞENGÜL

                                                                                                                                        Fidyekızık Camii – Yıldırım / Bursa

 





[1] Alak (1-5)                  

[2] Buhari, ilim,15          

[3] Müslim, Zikr,39        

[4] Tirmizi,ilim,2   

[5]  www.kutahyamuftulugu.gov.tr

             

[6]  A.Hamdi Akseki, .İslam 1/510      

7  http://www.islamkent.com

 8 http://www.islamkent.com

      

 

             

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

26/9/2007 - hazır cevap ve nükteler

 

BİRGÜN ÜSTAD NECİP FAZIL `I BİRİ GÖRÜR YÜZÜNE BAKAR VE ÜSTADA SUNU SÖYLER
"YA NECİP MAYMUNA DÖNMÜŞSÜN "DER. BUNU DUYAN ÜSTAD
YAPIŞTIRMIŞ CEVABI " DUR O ZAMAN DUVARA DÖNEYİM DEMİŞ"
 

AT NALI UĞUR GETİRİR Mİ?

Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan Osman Demirci Hoca'ya:
- Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?
- Demirci Hoca:
- Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. O nallardan her atta dört tane var ama, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar.

HAYATI SEYRETMEK


Yazar Kazancakis, bir ihtiyara "neye bakıyorsun?" diye sorduğunda, ihtiyar adam gözlerini akan sudan ayırmadan şu cevabı verir:
- Hayatıma oğlum, akıp giden hayatıma.



SELÂMDAKİ İNCELİK


Muzaffer Ozak Hoca'nın sahaflar çarşısındaki dükkanına giren bir genç:
- Selâmunaleyküm babalık... diye selâm verince, hazret selâmı alır:
- Aleykümselâm kurukalabalık...



ÖRTÜNMEK İÇİN GİYİNMEK!


İngiltere Kralı George ile görüştüğü sırada, Gandi'nin üzerinde her zamanki gibi beyaz örtüsü varmış.
Davetten çıkınca, bir gazeteci sormuş:
- Kıyafetiniz, bir kralla buluşmak için yeterli miydi?
Gandi, hiç aldırmadan cevap vermiş:
- Kral, ikimize de yetecek kadar giyimliydi.



HUZUR


Zeynel Âbidin Hazretleri abdest alırken sapsarı kesilirdi. Sebebini sorduklarında şu cevabı verdi.
- Kimin huzurunda durduğumu düşünürseniz, sebebini anlarsınız...



KABRİSTAN


Hz. Ali, mezarlığa neden sık gittiğini soranlara şu cevabı vermiş:
- İki sebebi var. Anlattıklarıma itiraz etmiyorlar ve arkamdan gıybetimi yapmıyorlar. <******>



ÇINAR AĞACI MAYDANOZUN NESİ OLUR?


Selim Gündüzalp, sosyoloji hocaları olan rahmetli Seyid Ahmet Arvasi'ye:
- Hocam demiş, "insan maymunun gelişmiş şeklidir" diyorlar. Ne dersiniz?
Seyid Ahmed Arvasi şu cevabı vermiş:
- O mantığa göre, çınar ağacı da maydanozun gelişmiş şeklidir

 

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

26/9/2007 - Bu bedeli kullar ödeyemez

 

Evliyalardan birisine bir gün,


"Efendim, İhlas hususunda en çok etkilendiğiniz bir
olay yaşadınız mı?" diye sorarlar.

"Evet yaşadım" buyurur ve devam eder,


Mekke-i Mükerreme'de altın kesemi kaybetmiş, parasız kalmıştım.
Basra'dan para bekliyordum ama gelmemişti.
Saçım sakalım çok uzamıştı. Bir berbere girdim,


-     Param  yok, Allah rızası için saçlarımı düzeltebilir misin?
diye sordum.


Berber o anda birini tıraş ediyordu.
Hemen adamın yanındaki boş koltuğu gösterip,

-     otur buraya dedi ve

onu bırakıp beni tıraş etmeye başladı.
Adam itiraz etti. Berber:

-     kusura bakmayınız efendim dedi,
sizi ücreti mukabilinde tıraş ediyorum.
Ama bu genç Allah rızası için istedi,
Allah için olan işler önceliklidir
ve bir bedeli yoktur
yani Allah için olan işin bedelini kullar ödeyemez ve bilemez dedi.


Berber tıraştan sonra, cebime zorla birkaç altın sokuşturdu:

-     acil ihtiyaçlarını karşılarsın, imkanım bu kadar kusura bakma dedi.


Aradan birkaç gün geçti,
beklediğim para geldi. Ona bir kese altın götürdüm.

-     Asla alamam dedi ve ekledi,
Allah için olan işin bedelini kullar ödeyemez demedim mi ben,
var git işine, Allah selamet versin.

Helalleşip ondan ayrıldım ama
tam kırk senedir ona dua ediyorum,
ona dua etmeye doyamıyorum,
gece kalkıp dua ediyorum...



Bugün ALLAH rızasını kazanmak için Ne yaptınız?
Düşünsenize...!
<******>

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

19/9/2007 - Baba olmak . . .

 

 

evet baba olacağız yakında inşaallah...

Allah herkese nasib eylesin böyle bir duyguyu , şu resme bakıyorum da Rabbim nelere kadir ...

Aslında  Yüce Mevlamızın  Kadir-i Mutlak olduğunu biliyoruz , ancak bu bir nevi  ahirette yeniden dirilmeye inandığı halde kalbinin tatmin olmasını istediğinden Rabbimizden misal isteyen Hz. İbrahim as. ın durumuna benziyor bizim durumumuz , evet misal  karşımızda duruyor ve  düşünüyorum da başlı başına bir mucize ...

 

Rabbim!

şu  mübarek ramazan ayında Sana ne kadar hamdü senalar getirsek azdır , bizlerden Kendine nasıl kulluk yapmamızı istiyorsan o şekilde Sana kulluk etmeyi bizlere nasib et.Sevgili eşime ve tüm dünyadaki o mübarek anne adaylarına çocuklarını dünyaya getirmelerinde o şefkat ve merhamet kanatlarını altlarına ser YA RAB!

                      ve  şüphesiz ki biz Senden geldik ve yine Sana döneceğiz....

 

 

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

20/4/2007 - gençlerimiz. . .

Kategori: yazilar

           Gençlerimiz nereye gidiyor ! ! !

 

           Yine başladı olaylar , hem de vahşice . son zamanlarda ki görüntüler, zihnimizi bulandıran vakıalar zincirine sadece bir bağlantı . bir insanı öldürmek bir alemi öldürmek sözlerini kendisine düstur edinen bir milletiz biz ; içimizdeki farklı kültür ve inançlara yüzyıllardır saygılı bir şekilde onlarla iç içe yaşamış olan Müslüman milletiz  biz. Ne oluyor da bu hale geldik , gençler nereye gidiyor ?

         

          Her şeyin başı eğitim diyoruz da , yeterince eğiliyor muyuz gençlerimizin sorunlarına , onların manevi gelişimlerine ne kadar katkı da bulunuyoruz acaba! Onlara yeterince dini eğitim verdik mi ? küçüklere sevgi ve  büyüklere saygıyı onlara aşıladık mı ? insan dışındaki hayvan ve bitkilerin bile yaşam hakları dururken bizleri bu derecede birbirimize  düşüren şey nedir ? Yaratılanı severiz Yaratandan ötürü ; kendimiz gibi yaşamayan farklı insanlara tahammül etmeyecek bir nesil mi yetişiyor yoksa ! Evet son olarak Malatya da işlenen cinayetler … olayın katil zanlılarına bakıyoruz yaşları 19-20…       halbuki İstanbul u fetheden Fatih sultan Mehmet 21 yaşlarındaydı hem de 1453 yılında…  şimdi 2007  yıllarındayız ve işte gelinen nokta …

 

           Geleceğimizi , yarınlarımızı emanet edeceğimiz gençlerimizi başıboş bırakmaya gönlümüz elverecek mi hala . onları  Dinimizden  , Peygamberimizden , Kitabımızdan yoksun  bırakmaya devam edecek miyiz ! Evet ilk iş ailelere düşüyor tabiiki kendilerini de unutmadan , çünkü çocuklarına örnek olacaklar . Kaçımız  sevgili Peygamberimizin hayatını ders alır yönüyle okuduk , tam okuma zamanı zira şu sıralar Kutlu doğum haftası … O‘nu anlamaya ve anlatmaya ihtiyacımız var . Onun sevgili eşi Hz. Aişe validemiz Onu şu sözlerle anlatırdı :   “ O YAŞAYAN BİR KUR’AN DI “.

          

           Veda hutbesinde bizlere emanet ettiği  Allah’ın kitabı Kur’an ve kendi Sünnetini , hakkıyla alıp, onları kendimize düstur edebildik mi , yoksa yine zamanımızı İslam a uydurmak yerine ; islamı , yaşantımızı  zamana mı uydurduk !

           Gelin hep beraber yine düşünelim  ,kendimizi hesaba çekelim. . .  bu gidiş nereye kadar . . .     

                                              selam ve dua ile.

 

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Allah'ın Selamı ve Bereketi üzerinize olsun . . .

Kategoriler

Arkadaşlarım

kulkedisisendromu
tevhidgenc
huzurluaile
ebulhikmet
gercekislam
kitabooku
yemektariflerimiz
hidayetsaati
ustad17
kirmizikaranfil
karatasali
ebuhanife